18 Temmuz 2008 Cuma

Bir Varlık Sancısı Olarak Sanat


Şinasi Güneş

İlkel insan araçlar yaparken çevresini dönüştürürken sanattan faydalanmıştır. Sanat dolayısıyla insanla birlikte var ola gelmiştir. Hayattan önce sanat yoktu.
Sanat kavramını nitelendiren ona değer yükleyen insandır. Bu nedenle sanat insan ile var olan insanın yok olması ilede yok olacak bir şeydir. Hayat kavramını insanla özdeşleştirdiğimiz için insanla birlikte hayatın tekabüliyeti bir yerde noktalanacağından ötürü, bizim sanatın ölümüne yönelik düşünce biçimimiz değişmeyecektir.
Sanat insanı hayata bağlar. Maddesel bir dünyanın ötesine taşır. İnsan varolmanın hafifliğini sanatla yaşar. Sanat ile varlık sancısını hisseder. Yaşadıkça varolmanın bilincine varır.
Bugün sanatın imajı gerçek sanatın kendisinin önüne geçmiştir. Bu durumu Guy Debord "Gösteri Toplumu" isimli kitabında çok önceden öngörmüş idi. Bugün küresel kapitalizmin dayattığı sanat, tekrara dayalı aynılığı yansıtmaktadır. Bu durum, ancak ve ancak yeniyi yaratmakla, tersine bir dünya tasarımı ile kırılabilir. Bunun için toplumun örgütlü bir yapısının olması gerekiyor. Nitekim toplumsal hayatın refahı, toplumun belirli bir sanatsal kültüre sahip olması ile gerçekleşecektir. Bu nedenle yeni algılama düzenekleri oluşturmak esas alınmalıdır.

Şubat, 2007

Sokak Sanatı













Monkey_Osman


Şinasi Güneş

Önceleri Sirkeci, Halkalı, Haydarpaşa garı’nda sunumlarını görmeye alıştığımız yazıcılar şimdilerde Beyoğlu sokaklarını dönüşüme uğratmaktalar.Yaşadığımız bugünlerde İstiklal caddesi’nin arka sokaklarında, Tünel’de, Cihangir’de stensil ve grafiti örneklerinin yaygınlaştığını görmekteyiz.

Tenha sokakların, eski kirli apartmanların, trafoların tercih edildiği örnekleri gördüğümüzde Paris’in banliyöleri, New york metrosu’nun duvarları akla geliyor.Mega kenti kritize eden vede tamamlayıcısı olan yeni bir sanat filizleniyor.”Sokak sanatı”.
Beyoğlu’nda önceleri cılız stensil ve grafiti örnekleri vardı.Şimdiyse her sokakta bir sürpriz bizi bekliyor.

İllegal olarak yapılan stensil ve grafitilerin çok hızlı yapılması gerekiyor.Aksi halde yazıcının yakalanma tehlikesi mevcut.Tehlikeli yerlere boyama yapılması eylemin değerini arttırıyor.Eylemi yapan yazıcının bilinmemesi gizemli hale getiriyor yazıcısını.Yazıcılar seçtikleri isim ve motiflerle kendilerini ifade ediyorlar.
İnternet kanalıyla iletişimde bulunuyorlar.Bunun yanısıra fanzinleri iletişim için araç olarak kullanıyorlar.

Sokak Sanatı muhalif kaynaklı (örneğin hükümete veya toplum sanat insiyatiflerine karşı olan) sanata atıfta bulunmasına rağmen, kamu alanında-yani sokaklarda- uygulanan her türlü “sanatı” içermektedir.

Geleneksel duvar yazısı sanatçıları çalışmalarında serbest elle püskürtme boyaları kullanırken, “sokak sanatçıları” buğday macunlaması, etiketler, stensil (şablon) grafiti ve mozaik çini gibi farklı araç ve teknikleri uygulamaktadır.

Stensil: Kesilerek oluşturulmuş (kağıt, karton, metal veya diğer meteryallerden kesilmiş olabilir) karikatür, rakam, harf, resim, baskı veya diğer şekil ve görüntülerdir
Bu sebeplerden dolayı sokak sanatı zaman zaman “post-graffiti” olarak da nitelendirilmektedir. Terim gerilla sanatını ifade etmek içinde sıklıkla kullanılmaktadır. Sokak sanatı dünya çapında gözlenmekte ve sokak sanatçıları kendilerine yabancı olan diğer ülkelere seyehat ederek yaymaya çalışmaktadırlar
Stensiller ile yoğun dizgilerin mümkün olması özellikle politik sanatçılar tarafından çekici bulundu. İngiliz sokak sanatçısı Banksy ve Fransız Blok le Rat'ın stensil kullanımıda oldukça yaygın biçimde bilinmektedir.
Birçok insan grafitiyi hip-hop kültürünün parçası olarak görmekte, fakat çok azı aynı zamanda matematiğinde bir parçası olduğunu farkedebilmektedir. Grafiti sanatçıları çalışmalarını oluştururken sıklıkla geometrik konseptleride kullanırlar.
Grafiti, mc cilik(rapçılık), Dj lik ve b-boyculık( break dansçılık) gibi hiphop’un dört elementinden biri olarak görülmektedir. ( kimileri mc cilik ve Djliği beraber kabul ederler). Grafiti, mc cilik, Djlik ve b-boyculuk gibi bir sanat türü ve kültürel ifade şeklidir. Hip hopun diğer türleri gibi direnmeyi ifade etmektedir. Örneğin, grafiti sanat olarak, kamu alanı olarak kabul edilen temel kavramlara meydan okur, tıpkı mc cilik ve Djliğin müziğe bboyculuğun dansa meydan okuduğu gibi.
Sanat dünyasında ki sadece bir kesimin grafitiyi kabul etmiş olması, halkın çoğunluğunun graffitinin ne demek olduğunu anladığı ve saygı gösterdiği anlamına gelmemektedir.
Ancak birçok insanın gördüğü ve bildiği ve sprey boyaların kullanıldığı şehir grafitisi 1960'ların sonunda New York şehrinden gelmiş ve metro trenlerinde doğmuştur. Washington Heights'da 183. caddede yaşamış olan Taki 183 tüm şehri gezen bir haberci olarak çalşmıştır. Bunu yaparken gittiği her yerde metro istasyonlarına ve metro araçlarının iç ve dışlarına keçeli kalem kullanarak ismini yazmıştır. Sonunda, tüm şehirde esrarengiz kişilik olarak tanınmıştır.
Kendini ifade etmenin fazlasıyla düzenlenmeye başlandığı kültürümüzde, graffiti kısıtlanmamış kişilik ve direnmeyi küstahça sembolize etmede önemli bir rol oynamaktadır.
Bugünlerde sanatçılar sadece kendi şehirlerinde değil ülke çapında “kalkıyorlar” ve her tarafta farklı grafiti türlerinin karışımını ve geçişini ilerletiyorlar. Grafiti ayrıca para kazanma yolu halinede geldi. Grafiti sanatı ayrıcalıklı galerilerde gösterilmiş ve etkisini dünya grafik tasarımında göstermiştir.
En yakın tarihli olarak İstanbul’da sokak sanatı uygulayıcısı olup çalışmaları ayrıcalıklı galerilerde gösterilmiş olanlar şunlardır:
Grafiti sanatçıları, Tunç “Turbo” Dindaş - “S2K”, WYNE - “S2K”, Ari Alpert; Flypropaganda’nın ortak çalışması ile 9. Uluslararası İstanbul Bienali’nde Sanatçı Luca Frei’nin enstalasyonu oluşturulmuştur. (16 Eylül - 30 Ekim 2005)
Bora Akıncıtürk; “Bedenim Benim Kalemimdir”sergisi, Siemens sanat galerisi’nde (31 0cak - 12 Mart 2006)
Nalan Yırtmaç; “Motif” Sergisi, Borusan Sanat Galerisi (28 Ocak - 25 Mart 2006)
Günümüzde grafiti şekilli veya ilhamlı t-shirt, poster veya CD kapağı görmek beklenmedik bir olay olmaktan çıkmıştır.
Metro trenleri yeraltına geçtiğinde eğer istasyonlar arasında pencereden dışarıya bakarsanız, bir kısmı eski ve yeni olan birçok grafitiyi yine de görebilirsiniz.
Bunlar Bronx, New Yorktan gelen ve dünyaya yayılan yaratıcı ifadenin dört temel şekliydi. Grafiti görselliği temsil etti, Mccilil ve Dj müziği ve bboyculuk da dansı temsil ediyordu. Hiphopun ortaya çıktığı günlerde, bu elementlerin tümü önemli ölçüde iç içe girmişlerdi.

2003 yılında hip hop çoğunlukla mc nin (veya rapçinin ) etrafında toplanmıştır, çünkü müzik sektörünün satabileceği ürünleri (CD şeklinde) satan mc dir. Graf yazarları, B-boylar ve Djler bir şekilde arka plana kaymış olmalarına rağmen gerçekte tempoyu yaratanlar onlar olduklarından dolayı, kliplerde daha fazla dansçı, graf yazarı ve Dj leri üzerine dikkat çekilerek tekrar geri getirmeye çalışma hareketleri görülmektedir
Hip Hop değişime uğrayarak Bronx'un dışına kadar ilerledi fakat hip hopu bulan kişilerin büyük kısmı, hip hopu saran tüm ticarileşmeye ve pazarlamaya rağmen önemli bir çok-kültürlü kuvvet olarak kalacağını ummaktadırlar.
Bugün, İstanbul Şehrinin kalbi olan Beyoğlu’nda sokak sanatı önemli ölçüde varlığını hissettirmektedir.Bununla birlikte grafitiye nazaran stensil uygulamalarının arttığını görmekteyiz.Beyoğlu yeni çehresi ile bize göz kırpmaktadır.
Önemli Stensil ve Grafiti siteleri;
www.stencilrevolution.com
www.banksy.co.uk
http://www.cooper.edu/art/lubalin/stencil.html
http://www.graffiti.org/
http://www.graphotism.com/commissions.asp
http://www.flickr.com/photos/casoulbyrd/sets/92077/?page=2



Kaynakça
“9.İstanbul Bienali Kataloğu”, Deniz Ünsal, Eylül 2005, (Sayfa 163 – 166)
“En renkli Komandolar”, Timur Soykan, Radikal Gazetesi (06/03/2006)
http://en.wikipedia.org/wiki/Stencil
http://www.encyclopedia.com/html/s/stencil.asp
http://www.ccd.rpi.edu/Eglash/csdt/subcult/grafitti/index.htm

Fotoğraflar: Şinasi Güneş

Uluslararası Posta Sanatı sergisi: "Gözetleme"


Bruno_Chiarlone











Silvio_de_Gracia










Giorgio




Şinasi Güneş

Türkiye'de posta sanatı ile ilgili düzenlenen ilk sergi niteliğindeki "Gözetleme" projesi, 33 ülkeden 119 katılımcının eserleri ile internet ortamında yayına girdi. www.simulasyon.net/watch adresinde sergilenen "Gözetleme" projesi, gözetleyen, gözetlenen, gözetleyeni gözetleyen arasındaki ilişkilerin sorgulandığı kavramsal açılımlı bir sergidir. Türkiye'den çalışmaları ile projeye katılan sanatçılar; Ferruh Alışır, Fatih Balcı, Şinasi Güneş, Cüneyt Kurt, Coşkun Sami, Güvenç Uğuz oldu.

Türkiye'de sanatın dolaşımı ve buna paralel olarak sanatçılar arasındaki iletişimin kopukluğu büyük ölçekte posta sanatı tarafından giderilebilir.Yurt dışında bienalleri, kongreleri, sergileri ile tüketimi oldukça yoğun olan posta sanatının ülkemizde çok az kişi tarafından bilinmesi ve bu alanda yok denecek kadar az üretimin olması şaşırtıcıdır. "Gözetleme" projesinin amaçlarından birisi de bu boşluğun doldurulması oldu.

Posta Sanatı Nedir?
Posta sanatı, her yaratıcı bireyin katılabileceği açık bir ağ, sanatı tüketim zihniyetinden ve galeri monopolünden arındırmayı hedefleyen bir sanat hareketidir. Mektup ile yollanabilen herhangi bir sanat objesi ilgi alanına giriyor: el yapımı kartpostallar, fotokopiler, bilgisayar baskıları, kolajlar, resimler, çizimler, çeşitli nesneler, kısaca istediğiniz her şey. "İnternet öncesi" yıllarında, Fluxus ve New York Correspondence School gibi avant-garde gruplar sayesinde yaygınlaştı ve artık tüm dünyada 50'den fazla ülkede binlerce insan tarafından icra ediliyor. Ne de olsa (elektronik ortama çeşitli benzer hareketlerle çoktan sıçramış olsa da) özünde var olan paylaşımcı fikri sayesinde, son derece orijinal ve gerçek bir mini sanat koleksiyonuna sahip olmanız hiç de zor değil. "Bir şey" yapın, kesin, yapıştırın, bir zarfa koyup birine gönderin; işte artık siz de posta sanatçısı oldunuz bile!

Gözetleme online posta sanatı sergisi için; www.simulasyon.net/watch


Not: Bu yazı 2004 yılında Sanatsanat Dergisinin 5. sayısının 78 sayfasında yayınlanmıştır.

Ron Mueck

Şinasi Güneş

“Ara sıra yenilsem de etime insan olmak dokunuyor haysiyetime” Sabahattin Ali
2006 yılının Ağustos ayında İskoçya’nın Edinburg şehri Royal Scottish Academy Building’de Ron Mueck’un “Sensation” isimli etkileyici bir heykel sergisini gezme fırsatım olmuş idi. Ben ve sergiyi gezen insanların bu sergi karşısında elektriklenme nedenlerini üzerinde oldukça kafa yormuştum. Bu nedenlere geçmeden önce önce Ron Mueck ve yaptıkları hakkında bilgi vermek gerekiyor.
Ron Mueck 1958’de Avustralya’nın Melbourne şehrinde doğdu.Halen Londra’da yaşıyor. Ron Mueck hiperrealist bir heykeltraş olarak tanınıyor.
Ron Mueck çocukluğunda oyuncak ve kukla yapımcısı olan babasından oldukça etkilenmiştir. Sanat okuluna girmek için elemeleri kaybedince vitrin dekaratörü olarak çalışmıştır. 80’ li yılların ortalarında Londra’ya yerleşmeden evvel Amerika’da yaşarken, çocuk televizyon programlarında kuklalar yapmış ve Muppet Show’da hünerlerini sergilemiştir. Londra’ya yerleştikten sonra “Dream Child” (1985) ve “ Labrynth” (1986) filmlerinde realistik modeller oluşturmuş ve filmin özel efektlerini asiste etmiştir.Bu çalışmaları onun sanatsal yaşamını oldukça etkilemiştir.
1990 yılında ise kendi atölyesini kurarak çeşitli modeller yapmaya başlamıştır. Kendi kurduğu atölyede gerçekçi modeller yapmaya başladıktan sonra, sanat dünyasına 1996 da bir rastlantı ile girmiştir. İlk kez Portekiz-İngiliz asıllı ressam Paulo Rego’nun isteği üzerine ona bir Pinokyo figürü yapmış ve bu işi Londra’daki Hayward galerisinde “Spellbound” sergisinde Paulo Rego’nun resimleri ile birlikte sergilemiştir. Paulo Rego, Ron Mueck’i Charles Saatchi ile tanıştırmış ardından bu yapıt Charles Saatchi’nin ilgisini çekmiş ve o günden itibaren Mueck’un eserlerini toplamaya başlamıştır. Saatchi Mueck’i 1997 de Royal Akademideki “Sensation” sergisine davet etmiştir. Mueck bu sergide “Ölü Baba” adlı işini sergilemiştir “Ölü Baba” Mueck’in babasının 2/3 boyutunda bir heykeli idi. Mueck, bu heykel ile uluslararası ortamda tanınmaya başlamıştır. Aynı heykel daha sonra “Genç Britanyalı Sanatçılar” içeriğiyle Charles Saatchi koleksiyonuna eklenmiştir. Bu heykeli Mueck hafızasından yapmıştı, figür tamamı ile çıplaktı ve ayrıca bu iş için kendi saçlarını kullanmıştı. Bu sergi daha sonra Berlin ve Brooklyn’e gitmiştir.

1998’de yaptığı “Hayalet” heykeli 8 fit yüksekliğinde bir kız çocuğu idi ve onun genişletilmiş boyutu, üzgün hali ergenlik aksiyetesini yansıtmaktaydı. Ron Mueck 2,5 metre boyutundaki “Hamile Kadın” heykelini Londra’da National Galeri’ deki kalışlı programda yapmıştır. “Anne ve Çocuk” heykeli göbek kordonu ile annesine bağlı ve annesinin karnına tırmanmakta olan yeni doğmuş bir bebekten oluşmaktadır. Uyuyan kendi portresi de ilginç çalışmalarından birisidir. Onun daha önce Londra Milenyum Kubbe’de sergilenen 4,5 m’lik “Erkek Çocuk” heykeli, 2001 yılında Venedik Bienalinde de sergilenmiş ve New York Artforum dergisine kapak olmuştur. Berlin tıp tarihi müzesinde sergilenen ”Çarşaflı Adam”, adlı çalışmada heykelin yanındaki duvarda Nazi tıp deneyleri kurbanlarının isimleri yazıyordu. “Büyük adam” heykelinde ise köşede duran bir figür umutsuzluk halini yansıtıyordu. “Vahşi Adam 2005” heykeli de son dönmede üretilmiş ilgi çekici heykellerindendir.

Ron Mueck, çektiği foroğraflardan ve gördüğü imajlardan etkilenerek çalışmalarını oluşturuyordu.Mueck’ in heykelleri samimi bir şekilde vücut detaylarını sergilemekteydi. İlk çalışmalarında kendi bacağındaki kılları kullanmış ancak bir süre sonra benek benek göründüğünü fark ederek bu uygulamaya son vermiştir.

Mueck’ in insan simulasyonları kusursuz bir gerçekliğe sahiptir.Gerçeğe en yakın malzeme olarak fiberglas ve resin kullanmaktadır.Arkadaşlarını ve akrabalarını konu almaktadır, fakat konu olarak seçtiği bu insanlardan kalıp almamaktır. Mueck, kilden heykeli yapmadan önce küçük seri maketler ve büyük çizimler hazırlamakta ve sonuca fiberglas ve resin ile ulaşmaktadır. Mueck, heykellerinin boyutlarını bozup biçimsiz postürler oluşturarak konu ettiği kişilerin ruhsal auralarını yansıtmaktadır.

Ron Mueck’in heykellerinde maddenin yapısına bire bir uygunluktaki detaylar, gerçeklik duygusunu yansıtırken; ölçek değişiklikleri ise izleyicide yanılsama duygusunun oluşmasını sağlıyor. Birey her an aynı büyüklükte görmeye alıştığı bir varlığı yine aynı gerçeklik duygusu ile devasal bir şekilde gördüğünde dehşetengiz bir irkilme duygusu içinde kalıyor. Ayrıca heykellerin mekanla ilişkisi ile oluşan psikoloji, izleyicide ki içsel bir rahatsızlığı daha da arttırıyor.
Ron Mueck irritan bir şekilde yaşlılık, doğum, hamilelik ve ölüm gibi konulardan heykellerini oluşturuyor. Ron Mueck’un heykellerinde varlık sancısını sağaltmaya yönelik bir bakış açısı hakim. Beden ile var olan ve yok olan bir gerçeklik.Bu beden üzerine okumalar tutsaklığı açığa çıkarıyor.İzleyici üzerinde oluşan bu çöküntünün kaynağı, bu bedenlerin ölüm psikolojisini yansıttığıdır.İnsanın ölüm duygusu yüzünden şimdiki zamanı kabullenememesinin yarattığı etkilerdir bunlar.

Ron Mueck başlangıç ve sonu yansıtan heykelleri ile geleceğe dair ön görülerde bulunur.Ölüm, yaşama dair tüm anlamları götürür.Nitekim, insanın gerçeklik duygusunun sarsılmasına yol açar.Bu heykellere bakan izleyici heykellerin gerçek olmadığını fark edince şok yaşar.Heykellerdeki korku ve endişenin kaynağı gerçek ile gerçek olmayana yönelik olan yanılsamadır.İşte bu durum izleyiciyi etkilerken irkilten sıkıntının kaynağıdır.

Belki de Ron Mueck’in heykellerinde ölüm duygusunun bu derece yansıtılması, ölüm duygusunun sindirilebilmesi ve yaşamın pozitif olarak algılanmasının bir yoludur. İnsan ölüm duygusunun üzerine giderek üzerindeki yükü hafifletmekte, atmaktadır. Özgürlük ölümün ele geçirilmesinden geçmektedir.







Anne ve Çocuk_Ron Mueck_1




Anne ve Çocuk_Ron_Mueck_2

Büyük Adam_Ron Mueck





Hamile Kadın_Ron Mueck


hayalet_Ron Mueck









Kendi portresi_Ron Mueck


















Vahşi Adam 2005_Ron Mueck

Fanzinlerin Güncel Sanat İle İlişkisi

Zines and Contemporary Art in Turkey
Şinasi Güneş

Fanzinler:

A Bird’s Eye View of Zines
Zines are non-commercial, non-professional, messy, and generally printed in small runs. Sometimes made by hand, sometimes reproduced by photocopy and distributed, they are publications that possess an anarchist structure, produced in an unrestricted environment. Many zines include no identifying information. Finding these publications is not easy since they are distributed in very restricted numbers. Zines are produced by individuals or groups with very particular interests with the intent of forming physical links between these individuals and groups and generally are not published on a regular schedule. Zines can be found in alternative culture and art spaces, bookstores, small shops, and cafes. In general, they are published in the arts-dominated districts of a city. As a matter of fact, the principal reason that zines are not published as much as they should be is the poverty of the artistic and cultural scene in Anatolia—and parallel to this, the lack of support for art. The majority of art zines are made up of cartoons, mail art, street art, and video art, using techniques like collage, cut and paste, and drawing. Art zines put together by individuals who are not integrated into the system or who remain outside the system are objects of rebellion and alternatives to institutional relationships and to the popular culture supported by institutions.

The Brief Turkish Experience
In 2002, an exhibition by Altay Öktem with the title Genel Kültürden Kenar Kültüre: 101 Fanzin (From General Culture to Fringe Culture: 101 Zines) opened in the Kargart arts center in Kadıköy in Istanbul (http://www.kargart.org). Many unknown zines were exhibited. This project was later brought out in book form by İthaki Press under the same title. After that, a “zine workshop” was put together by Eren Barış and Selda Tuncer in issue 5 of Siyahi (Negro), with the participation of zines with varying concepts and from various provinces. In 2005, a zine market was put together in Ankara. A similar project was realized in Izmir. Art zines were also displayed in this zine show. From October 7 to 18, 2006, I. Düş Günleri (Dream Days 1) were held in Izmir by the Hayalbaz Art Association (http://www.hayalbaz.com). In addition to various exhibitions, performances, and workshops, there was a small zine show. Zines like Benzin (Gasoline), Düzensiz (Messy), Fetus, 99KÇ, Albemuth, Tesmeralsekdiz, Psişik Kedi (Psychic Cat), and Çamur (Mud) were included in the zine event put together by Rafet Arslan.

Here are a few of the better zines dealing with art:

Körotonomedya (Blindautonomedia):
Created in 1993 by a group of like-minded academics and artists in Ankara. Since 1994, has brought research and other work produced in and around the association to the public via a website created on a desktop computer at Middle East Technical University. Has produced quite a few works in fields of common interest, from the Zapatista uprising in Chiapas to experimental video theory. Has been engaged toward evaluating autonomist Marxist theory and post structuralist theoretical developments within a political framework. Has been at the forefront with its videozine Kısa Devre (Short Circuit). One of the “most alternative” zines published in Turkey. URL: http://www.korotonomedya.net

Benzin:
Contemporary arts zine of which Çoşkun Sami and Şinasi Güneş put out a single issue in 2001. Subtitled Life Information. Included original texts and collages, as well as a translated text by French philosopher Baudrillard. Since 2005, has continued its life online as eBenzin Güncel Sanat E-zine (e-Gasoline Contemporary Arts E-zine). Features fields of current art like street art, mail art, and video art. URL: http://www.ebenzin.com

99KÇ:
Started in April 2005 by Erman Akçay. The first street art magazine from the fertile lands of Bostancı (a district of Istanbul whose name means “vegetable gardener”). Has given space to examples of graffiti from Turkey and abroad and to interviews with the important street artists and illustrators of the world. Has published 4 issues so far.

Kop-Art (Cop Art or Break Behind):

Began its print life in October 2006 as photocopies by Gamze Fidan, Cansu Aybar, and Zeynep Turuthan. Comes out irregularly. A “street couture” zine that has adopted collage as its mode of expression. A zine platform that brings independent visions to its audience with street art, critical media readings, alternative culture products, and surprise guests/topics. Teaser site online, URL: http://www.kop-art.8m.net

abridged and translated from eBenzin 3 (2007; http://www.ebenzin.com/sayi3/6.asp) by Donny Smith

Şinasi Güneş

fanzinlere kuşbakışı

Ticari ve profesyonel olmayan, düzensiz ve küçük miktarlarda çogalan yayınlardır. Fanzinler, bazen elle hazırlanırken bazen de fotokopi yoluyla çoğaltılıp dağıtılan sınırsız bir ortamda üretilen anarşist bir yapıya sahip yayınlardır. Fanzinlerin birçoğunun üzerinde kimlik bilgileri yoktur. Çok sınırlı sayıda çoğaltılan bu yayınları bulmak kolay değildir. Fanzinler, özel ilgi alanları olan kişi ya da gruplar tarafından, yine bu kişi ve gruplar arasında fiziksel bağ kurmak amacıyla üretiliyor ve genellikle periyodik aralıklarla yayımlanmıyorlar. Fanzinler, alternatif kültür sanat mekanlarında, kitapçılarda, küçük dükkanlarda, kafelerde bulunabiliyor. Genelde kent kültürünün hakim olduğu yerlerde yayımlanıyor. Nitekim Anadolu'da kültür sanat komplekslerinin yoksunluğu ve buna paralel olarak sanatın dolaşımının olmaması fanzinlerin yeterince yayınlanmamasının başlıca sebebidir. Sanat fanzinleri ekseriyetle karikatür, posta sanatı , sokak sanatı, video sanatı gibi disiplinler ile kolaj, yapıştırma, elle çizim gibi tekniklerin kullanılması ile oluşur. Sanat fanzinleri, sisteme entegre olamayan ya da sistemin dışında kalan bireylerin oluşturduğu, popüler kültüre dayalı kurumsal ya da kurumsal olmayan ilişkilere alternatif başkaldırı nesneleridir.

kısa türkiye deneyimleri

2002 yılında Altay Öktem tarafından Kadıköy'de hizmet veren Kargart'da ”Genel kültürden kenar kültüre: 101 Fanzin” başlığıyla bir sergi açılmıştı. Bilinmeyen birçok fanzin burada sergilenmişti. Daha sonra İthaki yayınları vasıtasıyla “Genel Kültürden Kenar Kültüre:101 Fanzin” adıyla kitap haline getirilmişti bu proje.. Yine Siyahi dergisi 5. sayıda Eren Barış – Selda Tuncer tarafından çeşitli illerden, çeşitli konsepteki fanzinlerin katılımıyla bir “fanzin workshop” düzenlendi. 2005 yılında Ankara’da fanzin market etkinliği düzenlendi. Bu bağlamda yapılan bir başka proje İzmir’de gerçekleşti. Bu fanzin sergisinde sanat fanzinleri de sergilendi. İzmir’de 7-18 ekim 2006 tarihleri arasında, Hayalbaz Sanat Derneği (www.hayalbaz.com) bünyesinde I. düş günleri yapıldı. Çeşitli sergi, performans ve work-shop'lar haricinde bir de küçük fanzin sergisi oldu. Rafet Arslan’ın düzenlediği fanzin etkinliğinde benzin, düzensiz, fetus, 99KÇ, albemuth, tesmeralsekdiz, psişik kedi, çamur gibi fanzinler yer aldı.

İnternette daha nitelikli ve sanat ağırlıklı olanlardan birkaçı şunlardır:

-Körotonomedya: 1993 yılında Ankara'da benzer düşünsel duyarlılıkları paylaşan bir grup akademisyen ve sanatçının bir araya gelmesiyle oluşuyor. 1994 yılında bu birliktelik etrafında üretilen çalışmalar ve araştırmalar ODTÜ'deki bir masaüstü bilgisayarında kurulan web sitesi aracılığıyla kamusal alana taşındı. 1994'ten bu yana Chiapas'taki Zapatist başkaldırısından deneysel video kuramına kadar pek çok ortak ilgi alanında çalışmalar üretildi, otonomist Marxist kuramın ve yapısalcılık sonrası kuramsal gelişmelerin (Türkiye'deki günlük hayata dair) politik bir çerçevede değerlendirilmesi yönünde uğraşılıyor. 2001’den itibaren nette varlığını sürdürüyor. KISA DEVRE adında video-zine’nin çıkarılmasına önayak oldu. Türkiye’de çıkarılmış en alternatif fanzinlerden biriydi. Net adresi: http://korotonomedya.net
-Benzin: 2001 yılında Çoşkun Sami ve Şinasi Güneş’in tek sayı çıkarttıkları güncel sanat fanzini. Hayat Bilgisi alt başlığıyla çıkan Benzin’de, özgün metin ve kolajların yanında, Fransız filozof Baudrillard’ın da bir çeviri metnine yer veriliyor. 2005 yılında net ortamında ebenzin güncel sanat e-zine olarak yayın hayatına devam ediyor. Sokak sanatı, posta sanatı, video sanatı gibi güncel sanat disiplinlerine ağrılık veriyor.fanzin şu an nette sürüyor.
Net adresi: www.ebenzin.com

-99KÇ: Erman Akçay tarafından nisan 2005’te start alan İstanbul/Bostancı mahsullü ülkenin ilk street art (sokak sanatı) mecmuası. 99KÇ yurtiçi ve dışından grafiti örnekleri yanında; dünyanın önemli sokak sanatçıları ve illüstratörleri ile yaptığı söyleşilere yer vermişti. 99KÇ şimdiye dek 4 sayı yayımladı.

-Süreli Sanat Projesi: Grafik tasarımcı Sevgi Arı tarafından Mersin’de çıkarılan bir fanzin. İlk sayısı matbaa çıkışlı olan fanzin şu an ikinci sayısı ile nette devam ediyor. Süreli sanat projesi, 2005 yılı mayıs ayında başladı.. "İçeriğini her bir harfin oluşturduğu bir süreli yayının görsel kimlik tasarımı" oluşturuyor. Bu projede öncelikli kaygı, üzerinde çok da düşünmediğimiz harflerin bir konu olarak ele alınabilirliğinin ortaya konulmasıdır. İkinci kaygı, süreli yayınların görsel kimliğinin oluşturulmasında farklı yolların denenebilirliğinin ortaya konulmasıdır (Görsel kimlik oluşturmak adına her bir sayının tasarım bağlamında, birbirini tekrar eden unsurlara sahip olmasının gerekmediğinin ortaya konulmasıdır). Diğer kaygı ise bir konunun farklı disiplinlerde çalışan kişiler tarafından hangi farklı yollar ve bakış açılarıyla ele alınabileceğinin ortaya konulmasıdır. Dolayısıyla bu projenin anlamı tiyatro, resim, grafik, müzik vb. gibi alanlarda iş üreten kişilerin katılımıyla çoğalıyor… Ve ancak Z harfi de bittiğinde tam anlamıyla bitmiş olacak olan bir fanzin projesi.Net adresi: www.surelisanat.com

-Düzensiz: Bay Perşembe’nin fikri ve Onston’un katılımı ile Ekim 2005’te yola çıkmış Düzensiz adlı hayalet gemi. Şimdi ise Düzensiz’in boşluğa savurduğu düş/şişeler 4. sayıya ulaştı. Sokağın sanatını Sürrealist devrimin ruhuna bağlı kalarak savunan Düzensiz; sanat ile hayat arasındaki köprüleri yıkmaya çalışan bir sanat eylemidir. Kaldırım taşlarının altındaki kumsala inananlar için!
Net adresi: http://www.dznsz.blogspot.com/


-Tesmeralsekdiz: Kasım 2005’te iki kafadar tarafından temelleri uzaya atılmış ve Şubat 2006 tarihinde Ankara’da ilk sayısı basılmış bir medya/sanat yayını. İkinci sayısıyla online yayına geçmiş bulunuyor. Güncel sanat ile ilgili soruşturmalar, video art, ham sanat (art brut), sokak sanatı, eleştirel medya okumaları vs. ile ilgili çeviriler, söyleşiler, yazılar yer alıyor. Çoklu okumalara ve düşüncelere açık bir yayın. Mart 2007’den itibaren baskı aşamasına yeniden giriyor…
Net adresi: http://www.tesmeralsekdiz.org/


-Kop-Art: Gamze Fidan, Cansu Aybar, Zeynep Turuthan tarafından 2006 yılının Ekim ayında fotokopi türevli olarak yayın hayatına başladı. Düzensiz aralıklarla çıkıyor. Kop-Art, kolajı bir ifade tarzı olarak benimseyen bir “street- couture”fanzinidir. Bağımsız vizyonlarını, sokak sanatı, alternatif kültür ürünleri ve sürpriz konu(k)lar aracılığıyle ilgili kitleye ulaştıran bir fanzin platformu. Net ortamındada tanıtım siteleri mevcut.
Net adresi: http://www.kop-art.8m.net/












Benzin







99KÇ


Süreli Sanat Projesi

War (Savaş)

Şinasi Güneş

“Şimdi buradasın; bir saniyelik bir varoluş, duvarda ezilen sinekler gibi”..
Francis Bacon

Sineklerin ömrü insanların ömrü ile mukayese edildiğinde çok kısa. İnsan ömrü de
kozmosdaki zaman kavramı düşünüldüğünde çok kısa. Esas olan sinek ve insanın birbirinden farksız olduğudur. İnsanoğlu bu kısa ömrünü kıyasıya savaşarak geçirmiştir.
Bugün gerçek savaş, her zaman adı barış olan savaşın patlamasıyla oluşuyor.
“Gerilla Graffiti”leriyle dünya çapında tanınan Banksy, Batı Şeria’da İsrail’in Filistin’le arasında ördüğü duvara “Tatil Enstanteneleri” adıyla hayatla dalga geöçen esprili resimler yapmıştı.Bu resimler İsrail tarafındaydı.

İstanbul’da hükümete ve toplumun sanat insiyatiflerine muhalif, sokaklarda uygulanan graffiti ve sitensil’lar her geçen gün artmakta. Nitekim Flypropaganda’ya ait fotograf “Savaş” bunun iyi bir örneği. Flypropaganda’nın üretimlerini Beyoğlu ve çevresinde sıklıkla görebiliyoruz. Motif olarak sineği kullanıyor. Bazen bir ATM gişesine bazen bir reklam panolarının üzerine müdahale ediyor.
Hatırlanacağı üzere grafiti sanatçıları, Tunç "Turbo" Dindaş - "S2K", WYNE - "S2K", Ari Alpert; Flypropaganda'nın ortak çalışması ile 9. Uluslararası İstanbul Bienali'nde Sanatçı Luca Frei'nin enstalasyonu oluşturulmuş idi. (16 Eylül - 30 Ekim 2005)

Bizi şaşırtan bu üretimlerin bir o kadar hızlı bir şekilde üstünün kapatılmasıdır. Halkımızın çizgi dışı görüntülere karşı son derece tahammülsüz olması bir anlamda ürkütücü.Ülkemizde kamuya açık alanlarda illegal olarak yapılan graffiti suç sayılıyor. Graffiti yapan yazıcılara göre ise bu bir suç değil, SANAT. Bu durum daha çok mülk sahiplerini ilgilendiriyor.Fakat devletin birimleri, belediyeler vb. kurumlar devreye giriyor.Bu da işleri güçleştiriyor.
Sokak sanatının yaygınlaşmasında internetin rolü büyüktür. İnternetin dezavantajı ise çok tüketildikçe popülistleşmesi, anlama ilişkin içeriğinin boşaltılması tehlikesidir.
Galeriler ve benzeri mekanlarda da küratör merkezli graffiti ve stensil uygulamalarının olduğu sergilere rastlamaktayız.Bunun başka bir varyasyonunu galerilerle çalışan sanatçıların başını çektiği 7 eylül 2006’ da açılan “Exociti” sokak sanatı projesi oluşturuyor. Projenin kuratörü Övül Durmuşoğlu’nun ilgili sanatçıları sokak sanatı yazıcılarından değil de İstanbul sanat arenasında adı sıkça geçen sanatçılardan (Selim Birsel, Mürüvvet Türkyılmaz, Hale Tenger, Adnan Yıldız) oluşturması başlı başına bir handikap.Oysa binlerce yazıcı var şu an bombalarını salan.Bu sergi bağlamında olan yaklaşımlar politik olan içerikten yoksundur. Oysa sokak sanatı resmi olan yada kurumsallaşmış olanın karşısındadır.Sokak sanatı direkt olandır vede günlük hayatın içindedir.

Son dönemde sokak sanatı uygulayıcılarının üretimleri bazı batı şehirlerinde sokakların değer kazanmasına neden oluyor.Graffiti ile bezenmiş bu sokaklarda ev ve kira fiyatlarının artması dolaşımın farklı bir yüzünü göz önüne sermektedir. Artık kuytu saloş sokaklar hit sokaklara dönüşmektedir.

Sokak sanatı örnekleri ne kadar mahalif de olsa ticari bir meta olarak kullanılabiliyor.Bazen bir poster, bazen bir sticker, bazen bir haber olarak. Sanatçı yeni ve özgün olanın peşinde. Kapitalizmde yeni ve özgün olanı satın alıyor. Sanatçının yeni ve özgün olanı, kapitalizmin en büyük ticari silahı haline geliyor. Kapitalizm güdümlü olan yaratıcılığının tekabüliyetini bu şekilde sağlıyor.
















Flypropaganda

Posta Sanatı’nın Elektronik Boyutu

Şinasi Güneş









Eddie Willson

Posta sanatı (Mail Art) bilindiği üzere yöntem olarak posta sistemini kullanan bir sanatsal harekettir. Posta sanatı’nın ana konsepti, sanat objesinin değişimi ve sanatçılar arasındaki kominikasyondur. Sanatçılar arasındaki geleneksel mektup zinciri şu şekilde dolaşıma girer:
“Sanatçı çalışmasını bir diğer sanatçıya yollar. Mektubu alan sanatçı, bu çalışmaya eklemede bulunur ve bir başka sanatçıya yollar. Bazen özel posta sanatı listeleri kullanılır.Bu sürecin sonunda sıklıkla sergiye konulması için çalışmalar, çalışmayı başlatan kişiye geri yollanır.”

Posta sanatı 20. yüzyılın başlarında ortaya çıktığından bu yana bir çok farklı disiplin ve iletişim aracından faydalanmıştır.Posta sanatı ağı çalışanları mektup, ofset baskı, fotokopi, faks, turizm, kişisel bilgisayar gibi iletişim teknolojilerini kullandılar. Günümüzde ise hızla gelişen internet teknolojisi Posta sanatı atmosferini büyük ölçekte belirlemektedir. Hatta bazı Posta sanatı sanatçıları ayrı bir elektronik posta sanatı ağından bahsetmeye başladı.
Sınırlardan bağımsız topluluklar yaratma fikri internetin getirdiği bir fikir olarak düşünülmekle birlikte, posta sanatı sanatçıları onlarca yıldır bu fikir üzerinde pratik yaptılar. 1990’ ların ortalarında posta sanatı sanatçıları interneti bu ağı genişletmek için kullanmışlardır. Bu dijital versiyonlar edit edilmemiş röportajları, sanatçı ifadelerini, internetteki imaj sergilerini, sohbet ve mesaj panolarını ve elektronik postaları içeriyordu. Bu metodların hepsinin geleneksel posta sanatı’nda karşılıkları vardı. Sanatçı ifadeleri ve imajların dağılımı, sergi dökümanları ve zinler ile olmakta idi.
İnternetin temel iddiası sınırsız bir dünya yaratmaktı. Batı dünyasında internete bağlanan insanların sayısı gün geçtikçe artmakla birlikte, diğer taraftan dünyanın geri kalan kısmında milyonlarca kişi bu teknolojiden uzak kalmaktadır.Ve hatta elektirikten bile yoksun yaşayanlar bulunmaktadır.Afrika ve ortadoğudaki ülkelerin büyük bir bölümünü bu kategoride değerlendirebiliriz.Posta sanatı’nın başta A.B.D, Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere, İspanya, Belçika gibi gelişmiş batılı ülkelerde yoğun olarak yapıldığını düşünürsek, bu tesbitin ne derece doğru olduğunu anlarız. Batıda bile bir çok insan teknolojinin hastalıklı bir şekilde hızlı gelişimi karşısında korkuya kapılmakta, ne yazık ki bilgisayar teknolojisini yakalayamamaktadır.
Posta sanatı’nda fikirler ve sanat posta sistemi ile yayılır. (mektuplar, zinler¹, kitaplar, plastik mühürler gibi) Posta sanatı’nın internette kullanımı oldukça kişiliksizdir ve ayrıca samimi bir iletişim için internet kullanışlı bir ortam değildir.Posta sanatı ağının en önemli amaçlarından bir tanesi kominikasyondur ve bu yüzlerce katılımcısı için posta sanatını çekici hale getirmiştir. Her insanın özel bir sesi, beden dili, el yazısı, kağıda sözcükleri dağıtışı vardır.Kendimizi teknolojiye adapte etmeden sanatımızı ve fikirlerimizi aktarmaya elektronik posta teknolojisi olasılık vermemektedir. Elektronik posta bize yalnızca düz bir yazı yollama imkanı verirken, yollayan kişiye ait bir özellik içermemektedir. Sanatçılar elektronik posta ile sanat yapıtının fotoğraflarını yollayabilmektedir.Bunun bilginin dolaşımı için kullanışlı bir yol olduğunu söyleyebiliriz.Ne yazık ki bu fotoğraflar bize sanat yapıtının boyutlu versiyonunun verdiği etkiyi vermez. elektronik postanın yayılımı pozitif bir gelişmedir.Kabul etmek gerekir ki internetin hız gibi bir avantajı vardır.Bir fikri bir kaç dakikada bir çok kişiye gönderme şansına sahipsiniz. Fakat hız insan zihnini karıştırır, insan beyni ara vermeye ve bu mesajlar üzerinde düşünmeye ihtiyaç duyar.Elektronik posta iletişimi yakında bir karmaşa halini alabilir. Bu karmaşa bir çok problemlere neden olabilir.İnternet bilgi hastalığına neden olabilmekte ve gerçek dünyadan uzaklaştırabilmektedir.Dünya çapında informasyon erişimi materyal deliliğine neden olmakktadır. İnternetteki bilgilerin doğruluğu hakkında bir kesinlik yoktur. İnternette bilgi erişimi oransal ve zamansal fayda sağlarken, kalite açısından bir fayda yaratmamaktadır.
İnternet dilini kullanan posta sanatı karmaşık, hızlı ve teknolojik bir oluşum olduğu için sanatın demokratikleşmesi için iyi bir araç değildir.Oysa sanatın yavaş ve sağlam bir ağa ihtiyacı vardır ki fikirler sanatçıların zihinlerine yavaşça girebilir ve gelişebilirler. Posta sistemi tüm dünyada her ülkede geçerli olan bir sistemdir.Teknoloji olarak sadece kağıt, kaleme ve de okuma yazma eğitimine gereksinim duyar.Kişinin her türlü yol ile kendisini ifade edebilmesini sağlar.
Bütün bunların aksine, posta sanatı’nın internette kullanımı ile oluşan inceleme araçları ve amaçları üretken bir edebiyat kaynağı yaratmıştır.Gelişen edebiyat posta sanatı ağı içerisindeki dinamik ve değerleri kıyaslayacak bilgi kaynaklarını sağlamaktadır.İnternet ortamında oluşan yeni formlar, posta sanatı’nın yeni konseptlerinin yaratılmasında etkili rol oynamaktadır.İnternetin genel olarak ticari kullanımına rağmen, web sitelerinde yer alan posta sanatı çalışmaları ticari beklenti olmadan sergilenmektedir.Bu durum posta sanatı’nın internet ortamında alternatif yapısını göstermektedir.
Bugün 50’nin üzerinde ülkede posta sanatı yapılıyor.Bugün bu mevcut ülkeler arasına Türkiye’de dahil oldu.
Türk sanatçılarının 2006 yılında süregelen uluslararası posta sanatı projeleri aşağıdadır.
An Su Aksoy: “Bir varlık olarak ay” ( http://www.geocities.com/courrier_m/ )
Şinasi Güneş: “Küresel Isınma” ( http://www.simulasyon.net/ )
Hülya Küpçüoğlu: “Portreler”Ilgım Veryeri: “Suyun altı, deniz altı”
Bu sanatçıların dışında uluslararası ortamda Ferruh Alışır, Fatih Balcı, Sabriye Çelik, Nilde Şafak, Güvenç Uguz, birçok posta sanatı projesine iştirak etti.
İnternet’in son 5-6 yıldır yoğun bir şekilde evlerimize girmesi posta sanatı’nın ülkemizde yaygınlık kazanmasına neden olmuştur.Türkiye’de posta sanatı’nın önü çok açık olarak görülmektedir..

Mail Art Siteleri
http://www.simulasyon.net/watch/index.htm
http://kiyotei.blogspot.com/
http://www.fripsmailart.blogspot.com/
http://digitalmailart.blogspot.com/
http://a1mailart.blogspot.com/
http://www.mailart.com.ar/menu.htm
http://mailxart.blogspot.com/
http://thomaslowetaylor.blogspot.com/
http://sghinismus.blogspot.com/
http://frogandtoadswildride.blogspot.com/
http://www.art.net/%7Ekiyotei/mailart/docs.html


Zine¹: Magazin sözcüğünün bir kısaltmasıdır.Ticari olmayan, sirkülasyonu az olan genellikle az ilgi gören fotokopi şeklindeki şahsi yayınlardır.Bilgisayar çıktılarından elle yazılmış metinlere kadar değişen çeşitli formatlarda yayınlanır.